ALANYA DOĞA SPORLARI KULÜBÜ
ANASAYFA TARİHÇE GEZİ TAKVİMİ FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER ÜYELİK İLETİŞİM EDİTÖR GİRİŞ

booking



Maps-Harita





TARİH VE SAAT


RESİM GALERİ

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ALANYA Trıathlon

LİNKLER




 


 



 




 



 



 


 

BİLGİLER

ATLI OKÇULUK

ATLI OKÇULUK

Tarih 10 Şubat 2021, 10:53 Editör

Türk Atlı Okçuluğunun tarihsel geçmişi kadim bir nitelik taşımaktır. Yaklaşık M.Ö. 5000’den itibaren Altay ve Tanrı Dağları çevresinde ortaya çıkan daha sonra da İç Asya’ya tamamen egemen olan atlı bozkır kültüründe atlar ve okçuluk, sosyal yaşamın önemli bir parçasını oluşturmaktaydı.

Türk Atlı Okçuluğunun tarihsel geçmişi kadim bir nitelik taşımaktır. Yaklaşık M.Ö. 5000’den itibaren Altay ve Tanrı Dağları çevresinde ortaya çıkan daha sonra da İç Asya’ya tamamen egemen olan atlı bozkır kültüründe atlar ve okçuluk, sosyal yaşamın önemli bir parçasını oluşturmaktaydı. Türk toplumlarında binicilik ve avcılığın yanı sıra okçuluk, erkek ve kız çocuğu ayırt etmeksizin küçük yaşlardan başlanılan askeri bir idman eğitim vasıtası olarak görülmüştür. Bu sayede askeri yapılanma ve silah kullanımında üstün başarılar ortaya konulmuştur. Tarihteki Türk atlı okçuları dörtnala giderken dönüp arkaya ok atarak tam hedefe isabet ettirme ustalıklarıyla tanınmışlardır. Atlı okçu koşturma sırasında atın dizginlerini tutmadan, sadece bedeninin hareketleriyle atı yönetir ve yönü ayarlar; öte yandan okunu çıkarıp atışını yapar. Her ne kadar bu pozisyonda oku isabet ettirmek imkânsız görünse de okun yayın üzerinde son derece istikrarlı bir şekilde durması Türk okçuluk tekniğiyle mümkün hale geliyordu. Türk toplumları geliştirdikleri yeteneklerle asırlar süren bir savaş üstünlüğünün yanı sıra becerilerini tüm Asya boyutunda düzenlenen yarışmalarda da ortaya koymuş, elde edilen başarıyı sosyal hayatta bir dikey yükseliş ölçütü sayarak spor anlamında da ilk belirtilerin gündeme gelmesini sağlamışlardır. İslam öncesi dönemde Türk okçuluğu bir nevi haberleşme aracı olarak da kullanılmaktaydı. Mete Han tarafından icat edildiği kabul edilen ve Osmanlı Devleti’nde “ Çavuş Oku” olarak tanımlanan ıslıklı ok, çıkardığı sesle düşmanın psikolojisini bozmakta ve yön tayininde oldukça etkiliydi. Mete Han, emrindeki süvarileri bu oklarla donatmış ve eğitmiştir. Çin kaynaklarına göre Mete Han eğer okunu bir yöne yöneltirse, emrindeki askerlerin hepsi aldıkları eğitimle o hedefe ok atardı. Bu sayede savaş esnasında organize olmak kolaylaşır ve düşman üzerinde baskın güç haline gelinirdi. Türklerin İslam’ı benimsemesinden sonra okçuluğa verilen önem daha da artmış dini bir nitelik kazanmıştır. Çünkü ok atmak ve ata binmek İslam toplumlarında da önemli bir yere sahipti. Özellikle Selçuklu Devleti’nde okçuluk hünerleri sayesinde Maveraünnehir, Horasan, Irak ve Suriye’de uzun süren bir hâkimiyet dönemi başlamış, Anadolu’nun Türk yurdu olması sağlanmıştır. Selçuklu ordusunun en etkili muharip gücünü oluşturan süvarilerin bilhassa Malazgirt Savaşı’nda oynadığı rol büyüktür. İbn-i Bibi’nin ifadesiyle Selçuklular “süt emmeden kesildikleri andan itibaren ok ve gürz kullanmak ile meşgul” olurlardı. Tarih boyunca at üzerinde gösterdikleri okçuluk maharetleriyle bilinen Türk sultanlar, sikkelere de nakşedilmiştir. Selçuklu Sultanı IV. Rükneddin Kılıç Arslan’a ait 1246 tarihli gümüş sikkenin bir yüzünde tasvir edilmiş süvarinin sultanın kendisi olduğu düşünülmektedir. Elinde görülen fazladan iki ok, Selçuklu okçularının ardı ardına başparmak çekişini kullandıklarını gösterir. Asya kaynaklı olduğu bilinen bu atış tekniğinde, başparmağa “zihgir” adı verilen okçuluğa özgü bir yüzük takılırdı. Böylece başparmak çekişi ile Türkler birden fazla oku aynı anda elinde tutarak ardı ardına her yöne isabetli ve hızlı atış yapabilirlerdi. Vur-kaç, sahte geri çekilme ve düşmanın etrafını sarma gibi taktikler Türk atlı okçularının kullandığı ve birçok zaferde kilit rol oynayan taktiklerdir. Karşılaşmanın kızıştığı bir anda, atlı okçular, savaş alanını terk eder gibi yaparak atlarıyla kaçmaya başlarlardı, tam bu esnada dörtnala koşan atlarının üzerinde doğrulup geriye doğru attıkları oklarla düşmanı şaşkına çevirirlerdi. Düşmanlarının kovalamaktan vazgeçtiği bir anda Türkler tüm hızlarıyla geri dönerek onları bozguna uğratırlardı. Bizanslı prenses ve tarihçi olan Anna Komnena bu konuda şu ifadeleri kaydetmiştir: “ Düşmanı tam bir çember içine alıp ona ok atarlar ve kendilerini uzaktan savunurlar. Bir Türk, kovalamaya geçmişse düşmanını, ok atmakla haklar; kendisi kovalanıyorsa, okları sayesinde üstün gelir. Bir ok fırlatır ve ok, uçarak, ya ata ya da atlıya saplanır; ok, çok güçlü bir elle atılmışsa gövdeyi bir yandan ötekine delip geçer. Onlar gerçekten çok usta okçulardır.” Memluk Dönemi’nde kalem alınan okçuluğa dair Türkçe yazılmış kaynaklar, ok atma hususunda halen önemli bilgiler içermektedir. Bu kaynaklarda dört, beş ve altı aşamadan söz edilmektedir. Dört temelli ok atmada; yayı tutmak, oku kirişe takmak, yayı çekmek ve oku atmak asıldır. Beş aşamalı atışa ise nişan almak ilave edilmiştir. Altı aşamadan oluşan ok atmada ise kirişi tutmak da önemlidir. Burada esas olan oku çabuk atmak ve hedefe ulaştırmaktır. Türkler savaş zamanlarının dışında barış halindeyken askeri idman, spor veya yarış maksadıyla at sürer, ok atarlardı. Türklere has bir oyun olan kabak oyunu da böyle zamanlarda icra edilen bir atıcılık oyunuydu. Atlı okçular, yere dikilmiş bir direğin tepesinde bulunan tahta çembere nişan alırlardı. Bu oyunu sultanlar beyler de oynamaktaydı. Ortaçağ'dan 19. yüzyıla kadar Türk okçuluğu atış tekniği ve silah olarak büyük gelişim göstermiştir. 15. yüzyılın ikinci yarısından itibaren okçuluk Osmanlı'da planlı ve düzenli bir spor faaliyeti olarak yapılmıştır, bu amaçla da "Ok Meydanı" isminde 34 büyük meydan tahsis edilmiştir. Ok meydanlarının kendilerine ait ödenekleri, idarecileri, hizmetlileri vardı ve buralarda sporcular ikamet etmekte, antrenmanlar ve yarışmalar düzenlenmekteydi. Ok meydanları arasında en bilineni İstanbul'daki Okmeydanı'dır. Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul'un fethinden sonra alan, resmî olarak okçuluk sporu hizmetine verilmiştir. Sultan fermanı ile alanın sınırları belirlenerek alana tırnaklı hayvan sokulması, ölü gömülmesi, ev yapılması ve alanda kuş uçurtulması yasaklanmış ve kutsal bir nitelik atfedilmiştir. Günümüzde Atlı Okçuluk dünya çapında bir üne sahiptir. Birçok coğrafya kendi geleneksel Atlı Okçuluk tarzıyla bu sporu icra etmektedir. Bu gün Atlı Okçuluk, ülkemizin yanı sıra Güney ve Kuzey Amerika, Orta Asya, Uzak Asya, Mezopotamya ve Avrupa ülkelerinde yaygın olarak yapılmaktadır. Kaynakça: https://www.gsdf.gov.tr/ KLOPSTEG, Paul, Turkish Archery and The Composite Bow, Simon Archery Foundation,1987 KÜÇÜK, Mehmet Alparslan, İslam Öncesinden Sonrasına Türk Geleneğinde Bir Yaşam Stili: “Okçuluk” , Uluslararası Bilim Kültür ve Spor Derneği, International Journal of Cultural and Social Studies, 2018 METİN, Tülay, Selçuklularda Okçuluğa Genel Bir Bakış, Tarih Okulu Dergisi, Mart 2014 ÖNGEL, Hasan Basri, Gelişim Sürecinde Erken İç Asya Türk Okçuluğu, G.Ü. Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 21, Sayı 2, 2001 TUNÇ, Ali, Osmanlı Devletinde Spor (Okçuluk), Niğde Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi,2000

Bu haber 220 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Okculuk

OKÇULUK TEMEL BİLGİLER

OKÇULUK TEMEL BİLGİLER Okçuluk dediğimizde birkaç farklı kategoriden bahsediyor oluruz. Ülkemizde bunları; Geleneksel Okçuluk ve Modern O...

Okculuğun Faydaları

Okculuğun Faydaları Okçuluk sporunu yapan her insan kendi vücuduna hakim olmayı ve onu nasıl kullanması gerektiğini iyi öğrenir. Adapt...

GOOGLE TRANSLATE

15 Mart 2010 Eğirdir Gezisi17 Mart 2010

EN ÇOK OKUNANLAR

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

Talsi-Alanya jus mil

HESTOUREX

AHEP UNIVERSTY

2.X.U

 

martin-tuerkay.de

T M O K

PATRONUMDAN.COM


ÜCRETSİZ İLAN VER



http://www.tafisa.org/


TAFISA



http://www.his.gov.tr/


HİS-Herkes için Spor



tafisa lisboa


 

Velo city 2021


 

Copyrigt by ALDOSK © 2010 Tüm Hakkı Saklıdır. Ajans haberlerinin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak kesinlikle yasaktır. Portalımızda yayınlanan diğer haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi